Archives for Güncel Yaşam - Page 3

Nar kabuklarında gizlenen şifa, sakın çöp diye atmayın !

j68678768

Nar kabuğu, içinde bulunan ellagik asit, başta meme kanseri olmak üzere hemen hemen tüm kanser türlerini hem önleyici hem de iyileştirici faydalar sağlar.Nar kabuğunda bulunan ellagik asit antioksidan, anti-mutajen ve anti-kanser özelliklere sahiptir. Çalışmalar meme, yemek borusu, cilt, bağırsak, prostat ve pankreas kanserlerinde anti-kanser özelliğini göstermiştir. Ellagik asit kansere neden olan moleküllere bağlanarak onları çok önemli bir oranda etkisizleştirir.Peki nar kabuklarını nasıl değerlendirebiliriz ?

Gölgede veya 40-50 dereceyi geçmeyecek ortamlarda kurutarak, ufaladığınız nar kabuklarını serin bir yerde saklayın. Daha sonra 100 gram kaynamış suya, 2 gram nar kabuğu atarak, yaklaşık 10 dakika kaynatıp suyunu hemen her gün çay olarak tüketin.Böylece başta kanser, kalp ve şeker hastalıkları olmak üzere pek çok hastalıktan kendinizi korumuş olacaksınız. Genelde tüm meyvelerde olduğu gibi narın da en değerli yeri kabuğudur. İlaç niyetine içilen nar suyundan arta kalan kabukları da asla atmayın.

2015 yılının en pis 10 eşyası !

PİS

Sağlık, hijyen ve temizlik konularında çalışmalar yürüten Hijyen Konseyi, kirliliğiyle tehlike oluşturan ‘2015’in en pis 10 yeri’ listesini açıkladı. Birinci sırayı, önceki yıllarda da olduğu gibi teneke içeceklerin ağız kısmı aldı.Hijyen, temizlik ve buna bağlı sağlık konularında çalışmalar gerçekleştirmek üzere kurulan, belli bir yere ve makama bağla olmayan Hijyen Konseyi, gıda mühendisleri, veteriner hekimler, hukukçular, akademisyenler, sağlıkçılar ile gıda ve tüketici dernekleri üyelerinden oluşuyor. Tüketicileri ve kamuoyunu uyararak daha temiz bir toplum ve yaşamı hedefleyen Konsey, 2014 yılında başlattığı çalışmayı 2015’te de sürdürdü.

…read more

Pet şişeden turşu yemeyin !

 

Pet şişelere kurulmuş turşular konusunda uyarıda bulunan Doç. Dr. Oğuz Özyaral, pet şişelerin tek kullanımlık ürünler olduğunu belirtti ve geri kullanıma uygun olmadığına vurgu yaptı.İçerisindeki su tüketildikten sonra pet şişelerin hiçbir şekilde gıda amaçlı saklama kabı olarak kullanılmaması gerektiğinin altını çizen Özyaral, “Eğer bu kapların içine turşu kurduysanız, bunları tüketmeden hemen atın” dedi.Asit ve tuz karışımının pet şişenin içindeki kimyasalı turşuya karıştırdığını dile getiren Özyaral, “Lezzetli görünen turşu, kimyasal ve kanserojen deposuna döner. Kışın sofralarımızın önemli bir yiyeceği olan turşuları ister kendiniz yapın, ister çarşıdan ya da köy pazarlarından alın, dikkat edilmesi gereken iki önemli unsur vardır. İlki nasıl bir kabın içinde olduğu ve hangi malzemeden yapıldığı, ikincisi ise kullanılan malzemenin tazeliğidir. Turşuların içinde bulunduğu kaplar asla daha önce kullanılmış pet şişeler olmamalıdır” şeklinde konuştu.

…read more

Buzdolabında saklanan ilaçlara dikkat !

İnönü Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmakoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Göknur Aktay, her ilacı buzdolabında saklamanın yanlış olduğunu belirterek, “Belirli bir sıcaklığın altında saklanan ilaç, kristalleşip bozulabilir. Üzerinde ayrıca belirtilmemişse ilaç buzdolabında muhafaza edilmez” dedi.İlaçların bilinçsiz kullanımının çeşitli sorunları beraberinde getirdiğini anlatan Aktay, yanlış şekilde ve dozda ilaç alınmasının ölümcül sonuçlar doğurabileceğini dile getirdi.Vatandaşların, ilaç konusunda hekim ve eczacının verdiği bilgileri uygulaması gerektiğini vurgulayan Aktay, “Nasıl trafiğe çıkmanın kuralları varsa ilaç kullanmanın da kuralları var. Bu kuralları bilirsek, kullandığımız her ilaçtan istenen düzeyde etki sağlarız” diye konuştu.

…read more

Bitkisel çayları dikkatli tüketin !

Hacettepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmakognozi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Funda Nuray Yalçın, her tıbbi bitkinin çayının yapılamayacağını, suda çözülebilen ve az etkili bitkilerle çay hazırlanması gerektiğini söyledi.Bitkisel çay içildiği zaman mevcut hastalıkların iyileşeceği yönünde yaygın inanışın var olduğunu vurgulayan Yalçın, “Bu kesinlikle doğru değildir. Bitkisel çayların, içildiği anda mevcut hastalığı düzeltecek özelliği yoktur. Belli bir süre kullanıldığı takdirde iyi yönde etkileri görülebilir” dedi.Yalçın, bitkisel çayların içinde birçok bitki türü olabildiğini belirterek, “Bu bitkilerin içerisinde birtakım kimsayal maddeler var. Bu çaylar, kimyasal maddeler üzerinden etki gösterecektir. Bunun anlamı şudur; sizin o anki hastalık durumunuzu tedavi etmekte yardımcı olabilirler ama aynı zamanda içtiğiniz bir ilaçla ya da yediğiniz gıdalarla etkileşim gösterebilir. O yüzden olumsuz etkileri de olabilir. Biz o nedenle bu tür çayların içerisinde en fazla 3 ya da 5 bitkinin yer almasını öneriyoruz” diye konuştu.

…read more

Sağlıklı dişler için 10 önemli ipucu !

Diş Hastanesi Başhekimi Dt. Selma Kurtoğlu, “ İhmal edilen küçük bir çürük; kalp-damar hastalıklarına, romatizmaya, ülsere, böbrek ve karaciğer sorunlarına hatta kansere bile neden olabilmektedir. Ağız ve diş sağlığının öneminin farkındalığında olan ülkelerde diş hekimine 6 ayda bir gitme zorunluluğu varkenülkemizde böyle bir zorunluluk olmamakla birlikte 2 yılda bir diş hekimine gidilmektedir. İleride oluşabilecek sistematik rahatsızlıkların önüne geçebilmek için ağız ve diş bakımını düzenli yapmak, koruyucu ve önleyici tedavileri yaptırmak esastır. “diye konuştu.Dt. Selma Kurtoğlu, ağız ve diş bakımında sağlıklı dişlere sahip olmak için 10 altın kuralı sıraladı.

…read more

Sivrisinek kovuculara artık para ödemeyin !

8568678568
Kimyasal sinek kovucuları kullanmaktansa bahçenizde kolaylıkla yetiştirebileceğiniz bu bitkilerle doğal yolla sivrisineklerden korunabilirsiniz.

İdris otu

Oldukça güçlü bir kokuya sahip olan idris otu, sadece sivrisinekleri kovmakla kalmıyor, yağı aynı zamanda böcek ilaçlarında da kullanılıyor. Kolay bakımı ve yapısıyla baharda bahçenizde yetiştirebileceğiniz bir bitki.

Yalancı melisa

Kimi zaman sivrisinek otu olarak da bilinen yalancı melisa, güçlü narenciye kokusuyla sivrisinekleri yaklaştırmıyor. Bu bitki aynı zamanda Asya yemeklerinde de kullanılıyor. Mide ağrılarını ve boğaz ağrısını geçirme özelliği olduğu biliniyor. Yalancı melisayı da kolaylıkla yetiştirebilirsiniz.

Kedi nanesi

Naneye bağlı bir bitki olan kedi nanesinin birçok sinek ilacından daha etkili olduğu saptanmıştır. Yetiştirilmesi de oldukça kolay.

Biberiye

Yenilebilen bir bitki olarak yetiştirilen biberiye aynı zamanda kokusuyla sivrisinekleri de uzaklaştırıyor.

Erkeklerin en büyük sorunu !

76457457475yfuhruyBüyük mü küçük mü tartışmaları yıllardır erkekler arasında ciddi tartışma ve polemik konusu olan, “penis boyu ” sorununa bilim adamları son noktayı koydu.İşte sizlere çarpıcı sonuçları ile penis boyu haritası.Uzmanlara göre erekte olmamış penis boyu ortalama 9.16 cm iken erekte olmuş penis boyu ortalama 13.24 cm.Tüm dünyadaki erkeklerin en merak ettiği sorulardan biridir belki de penis boyu. Çoğu bunu takıntı haline getirir ve yıllardır söylenen “Boyu değil işlevi önemli” deyişiyle kendilerini rahatlatmaya çalışır.Daily Mail’de yayınlanan bir araştırmada İngiliz uzmanlar ortalama penis boyunu açıkladı.15.521 erkeğin katıldığı 17 araştırmanın sonuçları uzmanlar tarafından incelendi.Araştırmada erkeklerin penis boyları hem erekte iken hem de değil iken kayıt altına alındı.

Yapılan araştırmalar sonucunda ortalama penis boyunun erekte haldeyken 13.24 ve erekte değilken 9.16 cm olduğu açıklandı.

Sigara dumanı çocukları şişmanlatıyor !

757575757Sigara dumanına maruz kalan çocukların kilo alma riskinin daha fazla olduğu belirlendi.Kanada’daki Montreal Üniversitesi ve Saint-Justine Araştırma Merkezi’nden bilim adamlarının araştırması, sigara dumanına maruz kalan çocukların bel çevresinin yağlandığı ve vücut kitle indeksinin arttığını gösterdi.Bilim adamları, 2 bin 55 yetişkinin sigara içme alışkanlıklarını ve çocuklarının kilosunu inceledi.Ara sıra ya da sürekli sigara dumanına maruz kalan çocukların 10 yaşından itibaren bel çevresinin ortalamadan 1,5 santimetre daha geniş olduğu saptandı. Ayrıca bu çocukların vücut kitle indeksinin 0,48-0,81 yüksek olduğu tespit edildi.

Araştırmaya imza atanlardan Prof. Linda Pagani, çocuklukta pasif içiciliğin hormon salgılayan iç salgı bezlerinin dengesini bozabildiğini ve ön beynin gelişimini olumsuz yönde etkileyebildiğini vurguladı. Pagani, bu durumun gelişim için kritik dönem olan 10 yaşına kadar hayati sistemlere zarar verebileceğine dikkati çekti.Araştırmanın sonuçları “Nicotine and Tobacco Research” dergisinde yayımlandı.Dünya sağlık Örgütü’ne göre, dünyada pasif içicilik her yıl 600 binden fazla kişinin ölümüne neden oluyor.

Umarım ölürsün demen de dahil, her şeyi duydum anne !

u65758765Martin Pistorius, Güney Afrika’da büyüyen oldukça sıradan bir çocuktu. 12 yaşında gizemli bir hastalığın baş göstermesiyle hayatı değişmeye başladı. Önce boğaz ağrısıyla başlayan hastalık sürekli uyuması ve en sonunda hareket kabiliyetini tamamen yitirmesiyle kendini iyice gösterdi.Doktorlar Martin’in bir çeşit menenjite yakalandığına inanıyordu. Ona yardım edemeyeceklerini söyledikten sonra Martin’i eve gönderdiler.Ailesi Martin’in her anında yanındaydı. Banyo ve yemek yemek gibi basit işlerini yapamayan Martin’i yatak yarası oluşmasın diye her 2 saatte bir çevirmeleri gerekiyordu.Gündüzleri rehabilitasyona giden Martin, 2 yıl sonra bilincini kazanmaya başladı. 16 yaşına geldiğinde durumundan haberdardı ancak yine de hareket edemiyordu. Birileriyle konuşabilmesi için 10 yıl daha geçmesi gerekecekti.Kendine geldikten sonra bakıcılarıyla ilgili anlattıkları ise kanınızı donduracak cinsten.

” Korkunçtu. Ailem başıma gelenleri öğrendiğinde şok olmuştu. Bakım evindeki insanlar saçımı çekiyor, metal kaşıkla dişime vuruyor ve kaşıı ağzıma yerleştirmeye çalışıyordu. Bana sürekli bağırıyor ve kızıyorlardı. Ağladığımda ise daha kötü davranıyorlardı. Bakıcı kadınlardan birinin cinsel istismarına bile maruz kalmıştım. Kaldığım odaya gelip benimle ilişkiye girmeye çalışıyor ve cinsel organlarıma dokunuyordu. Her saniye kaçacağım günü bekledim” diyor.Martin, hayatındaki en kötü anların ise annesinin odasına geldiğinde kulağına “Umarım ölürsün” dediği zaman olduğunu belirtti.

Yaşadıklarından kurtulmak için düşüncelerini anlatmaya çalışan Martin, bu sayede ilerleme kaydetmeye başlamış 2011 yılında 25 yaşındayken terapisti onun iletişim kurmaya çalıştığını fark etmiş.Yaşadığı hikaye binlerce insanı etkileyen Martin’in hayatını film yapmak isteyen pek çok yapımcı bulunuyor. Martin ve eşi, kendilerini Matt Damon ve Cameron Diaz’ın canlandırmasını istiyor.